25 Nisan 2012 Çarşamba

Sırtımı o ağaca yasladım.

  • Toplamda uzun, ama şehirlere böldüğünüzde minik minik bir Türkiye tatili vuku buldu aniden. Önce birkaç gün görebileceğim kadar insan görmeye çalıştığım İstanbul, sonra birkaç gün az insanlı İzmir. Şimdi de Amsterdam. Burada aldığım ilk haber evimizin önündeki Albert Heijn'ın hala açılmadığı oldu. İkinci haber ise araştırma önerimin Maastricht'teki süpervizörüm tarafından onaylandığı. Bunu nasıl kutlayacağımı bilemediğimden şimdilik su içiyorum.
  • Ev arkadaşım Laura ve eski sevgilisi Shariff, yanlış bilmiyorsam yaklaşık 7 yıllık bir beraberlik sonrasında ayrılıyorlar, ve ortada kalan gözü yaşlı bir köpek oluyor. Shariff arada gelip Sumo'yla vakit geçiriyor, ama velayet annede, o yüzden Sumo bizimle kalıyor. İkisinin de işi olduğunda Sumo'nun bakıcısı benim. Peki ben bunu neden anlatıyorum? Yanıma buradaki evimin anahtarı yerine İzmir'deki evimin anahtarını aldığım için, ev arkadaşımın eski sevgilisinin yedek anahtarları sayesinde yaşıyorum. Sumo ise sanırım bahçede güneşleniyor.
  • Yahu Türkiye'deki her şey mi lezzetli? Yahu buradaki her şey mi bir lezzetsiz?
  • İstanbul, tuhaf havalar yaşatma konusunda adeta kendini aştı. İğrenç bir sıcaktan, 15-20 dakikalık acaip bir fırtınaya, yağmurlu ama ılıkça bir havadan, yağmursuz soğuklara geçti. Olan, Hollanda'dan gelip ne giyeceğini bilemeyenlere oldu.
  • İstanbul'u Ali Bey ile açtık tabii ki, bilirsiniz ki kendisi çok sevdiğimiz ve özlediğimiz insanlardandır. Sonra Rukiye Teyze'nin ev sahipliğinde güzel yemekler yedik, Turgay Amca ve Ayşe'nin de katılımıyla sofrayı adeta dedikoduya boğduk. Sonrasında Selin Hanım'ın yılbaşı ruhunu (ve ağacını) hala yaşatan evinde güzel bir kahvaltıyla devam etti. Zafer, Çiğdem, Umut, Nilgün Teyze, Apo Amca, Aslı, Deniz, Oğulcan, Mona Teyze, Dünyacan, Galip Hoca derken finali Görkem Bey ile yaptık ve İzmir'e doğru yola çıktık.

  • Bu arada uzun zamandır Yora konserine gitmemiş olmam bir yana, bu konser fotoğraf çekmediğim ender Yora konserlerindendi. Ozan Beyler iyi ki doğdu, konser iyi ki oldu, üstelik albümleri de çıkıyormuş Mayıs ayına.
  • Ben bir otobüste böyle uyuduğumu hatırlamıyorum. Otobüs kalkarken gözlerimi kapattım, vardığımızda açtım. Metro Turizm'e saygılar, tüm yolculuklar için.
  •  İzmir candır sayın seyirciler. Nasıl bir özlemek, öyle bir özlemek ki, o kadar olabilir. Bu özlem tabii ki aslen aile özleminden kaynaklanıyor, zira içimdeki anneme babama yapışıp kalma arzusu hiç dinmedi.
  • Fotoğraf makinasını her yere taşıyıp da hiç fotoğraf çekmedim neredeyse. Neyse ki bir ara Deniz'i yakaladım da basket sahalarının hüznüne dair birkaç kare çıktı. Bir de bir şekilde bir yerde mutlaka illüstrasyona dönüştürülecek bir şeyler var.

 
Neden basketbol... NEDEN???... Ahh, acı...




  •  "Bulutlar yere çok yakınken, yolunuzu bulmak için takip etmeniz gereken turuncu böceklerden tiksinmemeye çalışınız".

Hiç yorum yok: